ODTÜ Jeoloji Mühendisliği

ODTÜ JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ
“Daşçı Milleti” olarak da bilinen Jeoloji Mühendisleri, vazgeçilmezleri olan çekiç ve pusula ile özdeşleşmiş, doğa dostu güzel insanlardır. Her bilim dalında olduğu gibi farklı disiplinlerden beslenen zengin içeriği ile sizi büyüleyen bu bölümde, kendinizi “deryada zerre” olarak görürsünüz. Ucundan kıyısından bir bulaşmaya görün. “Zerrede deryayı” da görmeye başlarsınız…
Eğitim programının çatısını matematik ve temel bilimler, jeoloji bilimi, mühendislik bilimleri, sosyal ve insan bilimleri oluşturur.

Faaliyet alanları geniştir. Yerkabuğunun oluşumundan doğal kaynakların (maden, petrol, kömür, endüstriyel hammaddeler) aranmasına ve geliştirilmesine, yeraltı su kaynaklarının aranması, geliştirilmesi ve yönetiminden çeşitli mühendislik yapılarının (baraj, tünel, yol vd.) yer seçimine, yapı malzemelerinin araştırılmasından ve analizinden doğal afetlerin (deprem, heyelan, paleoiklim değişimleri vd.) belirlenmesine ve bunlara ilişkin risklerin azaltılmasına yönelik önlemlerin geliştirilmesine kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.

Bölümü bitirdikten sonra mesleği icra eden mezun sayısı ODTÜ için oldukça fazladır. Dördüncü sınıfta iş bağlantılarını kurmaya başlar öğrencilerimiz. “Ben dağ tepe dolaşmam!”, “Doğa da neymiş bilmem!”, “3 boyutlu zor görürüm dünyayı?” gibi söylemlerle gelirseniz bölüme, bitirmek ızdırap hâline gelebilir.
Bölümü bitirdikten sonra sizden asgari:
— Jeoloji mühendisliğinin ilgi alanına giren konularda özel, kamu ve devlet sektörünün ihtiyaç duyduğu problemlere çözüm üretebilen,
— Bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek bu bilgileri en kısa sürede uygulamaya koyabilen,
— Öğrenmeyi öğrenmiş ve kendini sürekli geliştirebilen bireyler olmanız beklenir.
“Deprem olacak mı?”, “Haa evet. Tarihi eser değil mi?”, “Buradan su çıkar mı?” gibi sorulara karşı her zaman hazırlıklı olmanız gerekir.
Doğa ile iç içe olmak bir ayrıcalıktır. Dağ tepe dolaşırsınız. Arazi uygulamaları eğitimin en önemli parçası olup usta-çırak yaklaşımı ile yürütülür.
Suyun kıymetini b,lirsiniz. Doğanın da… Ekmeğin de…
Köylüler, ilk muhataplarınızdır. Sıcak, temiz, iyi niyetli, güzel insanlardır hepsi.
Bir çoban gelip yanınıza “Bu deniz kabuğunu burada buldum. Buralar eskiden denizmiş, değil mi?” diye sorabilir, şaşırmayın…
Sabahattin Âli, her şeyi özetlemiş…
Sezen’e de söylemek kalmış…
Sevgiyle…

Başım dağ saçlarım kardır
Deli rüzgârlarım vardır
Ovalar bana çok dardır
Benim meskenim dağlardır dağlar
Dağlardır dağlar, dağlardır dağlar…
Şehirler bana bir tuzak
İnsan sohbetleri yasak
Uzak olun benden uzak
Benim meskenim dağlardır dağlar
Dağlardır dağlar, dağlardır dağlar…
Kalbime benzer taşları
Heybetli öter kuşları
Göğe yakındır başları
Benim meskenim dağlardır dağlar
Dağlardır dağlar, dağlardır dağlar…
Yârimi ellere verin
Sevdamı yellere verin
Yelleri bana gönderin
Benim meskenim dağlardır dağlar
Dağlardır dağlar, dağlardır dağlar…
Bir gün kadrim bilinirse
İsmim ağza alınırsa
Yerim soran bulunursa
Benim meskenim dağlardır dağlar
Dağlardır dağlar, dağlardır dağlar…

Yavuz KAYA
Research Assistant
Middle East Technical University
Department of Geological Engineering

1 Comment

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.